rak kullanılmaktadır. Bölgede tüketilen elektriğin %75'i kaçaktır. Bu yıllık 14 Milyar kWh kaçak tüketim demektir ki; parasal karşılığı (TETAŞ toptan fiyatları üzerinden vergi ve fonlar hariç) 2,5 milyar TLdir. Bölgedeki yıllık kaçak elektrik kullanım miktarı, ülkemizin en büyük hidroelektrik santrali olan Atatürk HES'in 201 3 yılı üretiminin 2 katına tekabül etmektedir. Başka bir dramatik husus da, sadece Dicle Bölgesi'nde kullanılan kaçak elektrik nedeniyle, yıllık ülke tüketiminin yaklaşık %6,5 oranı kadar elektriğin haksız bir şekilde tamamen israf edilmesidir. Diğer bölgelerden gelen tüm desteklere rağmen, şirketin özelleştirme öncesi son beş yıldaki -kamu dönemindeki-zararı ise 5 milyar TLnin üzerindedir. Kaçak sadece Dicle Bölgesi'nde sorun değildir; Van Gölü Bölgesi'nde bu oran %60-65 Aras Bölgesi içinse %50 civarındadır. Kaçaklardan kaynaklanan bu riskler ve kaçakların düşürülmesi özelleştirme sonrası özel sektörün riski haline gelmiştir. Ancak bölgelere ilişkin özelleştirme öncesi kamu rakamlarının (kaçak oranları, tahakkuk tutarları) doğru olmaması bu bölgeleri alan şirketlerinin tüm planlarını alt üst etmiştir. Bu hatalı rakamların doğru rakamlar ile değiştirilerek hedeflerin yeniden belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca kaçakların düşürülmesine yönelik hedeflerinde yeniden belirlenmesi zorunluluğu vardır. Dünyada benzer olarak kaçak oranlarının yüksek olduğu ülkelerde yıllık kaçak oranı kullanımındaki düşüş hedefleri 2-3 puanı geçmemektedir. Türkiye'de ise yılda % 1 O gibi ulaşılması imkansız bir düşürme hedeforanı belirlenmiştir. Bu saatte 150 km hızla giden bir aracı 30 m içinde durdurmaya çalışmak gibi bir şeydir. Bunu denerseniz başarılı olamayacağınız gibi, araba takla atacak ve araçtakiler de muhtemelen ölecektir. Bunun yerine yeterince güvenli bir mesafe durdurmak sadece araçtakiler için değil, o anda hepimiz için başarması en olası, en güvenli ve aklıselim çözümdür. Söyleşi O Elektrik Piyasası ve Özelleştirmeler Ülkemizde uzun yıllar boyunca, mevcut sosyal ve siyasal etkenlerle kronik bir hal alan kaçak elektrik kullanımını, ülke ortalamasına yakın rakamlara indirme hedef oranları ve süresinin, dünya uygulamaları da göz önüne alınarak makul ve gerçekleştirilebilecek şekilde yeniden belirlenmelidir. Bu bölgelerdeki oranların büyüklüğü ister istemez ilgiyi buraya çekmektedir. Oysa diğer bölgelerde de gerçekçi olmayan ve hatta teknik kayıp seviyelerinin altına indirilmiş hedefler mevcuttur. Tüm bölgeler için kayıp-kaçak hedeflerinin bilimsel yöntemlere ve sahadan yapılacak gerçek ölçümlere dayanacak şekilde yeniden belirlenmesi, dağıtım şirketlerinin yönetemeyeceği risklerle karşı karşıya kalmasını engelleyecektir. Son olarak kaçağın sosyal bir sorun olduğundan bahsetmiştik. Sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada gelir seviyesi düşük olan yerleşim bölgelerinde kaçak oranlarının yüksek olduğu bir gerçektir. Dünya ülkeleri, gelişmiş batı ülkeleri dahil, bu sosyal problemi sosyal tarifeler belirleyerek aşmaktadır. Düşük gelir seviyesindeki tüketicilerin elektrik faturalarının desteklenmesi anlamına gelen sosyal tarife konusunda ETKB gerekli ön hazırlıkları yapmış ve Mart/20I 3 tarihinde yasalaşan Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında bu hususa yer vermiştir. Aile ve Sosyal Yardım Bakanlığı burada icracı bakanlıktır. Düşük gelirli ailelere sağlanan destekler kapsamında elektrik tüketiminin bir bölümü devlet tarafından karşılanmalıdır. Burada elektrik fiyatında farklılaştırmaya gidilmemelidir. Örneğin bunun yerine, tüketimin belirli bir kısmı (aylık 120 KW/saatlik bölümü) faturasının ödenmesi karşılığında tüketiciye destek olarak iade edilebilir. Dünyadaki yaygın örneklerde bu kapsamdadır. Bu hem sosyal devlet anlayışına uygundur; hem de Türkiye genelinde kaçak oranını azaltması mümkün olacaktır. ELDER olarak, biz bu konudaki bir hazırlığı daha önce ilgili kurumlar ile paylaşmıştık. İhtiyaç olması halinde gerekli bilgi ve desteği sağlamaya devam edeceğiz. ELDER'in yürüttüğü çok sayıda araştırma ve çalışmadan sadece bir tanesine kısaca değinmek isterim. Akıllı şebekeler tüm dünyada elektrik dağıtım faaliyetinin en öncelikli başlığı haline geldi. Akıllı şebekenin en sade ifade ile bilişim teknolojilerinin elektrik şebekesine uygulanmasıdır. Elektrik şebekesi 1 50 yıldır çokaz değişti. Oysa elektriğin günlük yaşantımızdaki yeri ve önemi bu süre içinde vazgeçilemez hale geldi. Ülkemizde çok değil 10-15 sene önce günlük 3-4 saatlik kesintiler doğal karşılanırken, bugün 5-6 dakikalık kesintilere bile tahammülümüz yok. ELDER olarak, dağıtım şebekesini işleten, yatırımlarını planlayan şirketleriz ile akıllı şebeke çözümlerini en doğru maliyet en yüksek fayda önceliğinde Türkiye'de de geliştirmeye çalışıyoruz. Akıllı sayaçlardan, dağıtık üretime, elektrikli araçlardan talep taraflı yönetime her konuda doğru çözümleri Bakanlıkve EPDK ile birlikte üretmeye çalışıyoruz. Akıllı şebeke uygulamaları ekonomiye, şebekeye ve tüketicilere ne tür faydalar sağlayacak? Şebekedeki kesintilerin sayısı azalacak, süresi kısalacak, iş kazaları azalacak, işletme maliyetlerinde tasarruf sağlanacak ve rüzgar gibi, güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının şebekeye entegrasyonu daha kolay ve verimli hale gelecek. Böylece çevreye daha az zarar vereceğiz ve üretim maliyetlerini düşürebileceğiz. En dikkat çeken sonuçları tüketici tarafında göreceğiz. Kullandığımız elektriğin kalitesi artacak, tüketicilerin daha fazla seçeneği olacak, aldıkları hizmetin kalitesi yükselecek ve enerji alım maliyetleri düşecek. Dilerlerse çatılarına yerleştirdikleri güneş panelleri ile sadece tüketici olmayıp, üretip şebekeye satabilecekler. ELDER olarak tüm bu süreçlerde ETKB ve EPDK başta olmak üzere diğer paydaşlara etkin katkı sağlamaktayız. ENERJi ve ÇEVRE DÜNYASI EKIM201• 29
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=