biri lO0'er MW'lık 8 adet gaz türbinlerinin üçüncüsünde, tüm üniteler "düşük gaz basıncından" trip etti ve kalan 5 üniteyi işletmeye almak için, Rus gazının Malkoçlar üzerinden Hamitabat'a ulaştırılmasını bekledik.16 Haziran 1987'de, Rus gazı santrale ulaştı ve gaz bekleyen tüm üniteleri işletmeye aldık ve böylece Bulgaristan'dan elektrik ithalini durdurduk. Yani, gaz ithal ettik ama elektrik ithalin durdurmuştuk. Doğa/gaz evlerimizin ışığı ve hava kirliliğinden boğulan insanlarımızın umudu olmuştu. Sonrasını hatırlarsınız. Şehirlerimiz, bir an önce doğa/gaza kavuşmak için, birbiri ile yarıştı. Sanayicilerimiz hem elektriğini, hem de ısı ihtiyaçla rını, doğalgaz/a karşıladılar. Elektrik sıkıntıları tarihe karışmıştı. İlk yıllarda ucuz, temiz ve kolayca ulaşılabilir olduğu için, şehirler, sanayiciler ve elektrik üreticileri doğa/gaza koştu. O yıllarda BOTAŞ'da, bu durumdan çok memnun görünüyordu. Çünkü ithal edilen tüm gaz kullanılıyor ve kullanılmayan gaza para ödemek zorunda kalınmıyordu. Zamanla doğa/gaz, sosyo-ekonomik hayatımızın "olmazsa olmazı" durumuna gelmişti. Konut, sanayi, elektrik üretimi sektörlerinin doğa/gaz talebi, ithalatı patlattı. Doğa/gaz tüketimi yılda %15-20 kadar artıyordu. Bu aşırı talep fiyatı yükseltti. Enerji faturaları cari açığı arttırdı. Bu artışta doğalgaz, suçlu ilan edilmişti. Yani, geçen 20 yılın şirin yakıtı, bir yılda günah keçisine dönüşmüştü. Gaz yakan tesislerde teşvikler kaldırıldı. Gaza karşı alternatifenerji kaynağı aranmaya başlandı. Bulundu da: Nükleer Enerji. Bu defa da nükleer enerjiyi şirin gösterme yarışı başladı. Yeni stratejilerinin odağında nükleer enerji vardı. Cumhuriyetimizin 100. yıldönümünde çalışmaya başlayacak, biri Akkuyu'da, diğeri de Sinop'taki toplam 9000 MW'lık santrallerle 7,0 milyar dolarlık döviz tasarrufu yapılacağı beyan ediliyordu. {Bu hesabın nasıl yapıldığını hala anlayabilmiş değiliz. Satın alma garantisi verilen elektrik karşılığında Rusya'ya ne kadar döviz ödenecek?}. Yani birileri, doğa/gazı tu-ka-ka ilan ediyor ve yerine nükleer enerjiyi koyuyordu. Türkiye'nin son 50 yılın enerji kaynakları arayışını, sizlere o devirleri yaşamış bir enerji uzmanı olarak SUNUŞ o vermeye çalıştım. Bu fotoğrafı ortaya koyarken amacım bir takım politikaları tenkit etmek değil, her 20 yılda bir değişen tercihlerden alınacak dersleri ortaya koymak ve bu dersleri yeni plan ve stratejilerimizin kurgulanmasında değerlendirmektir. Her devirde ağırlık kazanan tercihleri sizlerle tartışmak istiyorum. Kömür devri 21.asra kadar Hükümetler, hep ihtiyaçların peşinden koşmuş, ülkemiz çıkarlarına en uygun modeli veya kaynağı seçme rahatlığı içinde olmamıştı. 1940-1960 arasında bu durum daha da kötüydü. O yılların en büyük santrali olan Çatalağzı'nın 60 MW'lık birinci kısmı, Misouri ziyareti ile başlayan Anglosakson yakınlaşmasının ürünüdür {Bu santrali İngiliz firmaları yapmıştır). İkinci kısmı ise, Türkiye'nin NATO'ya girişinin hediyesidir. O yıllarda zaten başka seçenek de yoktu ve yakıt deyince akla kömür ve linyitten başka bir şey gelmiyordu. Çatalağzı'yı Soma ve Tunçbilek Linyit Santral/arı izledi. Akaryakıt deyince mazot, benzin ve gaz yağının ötesine geçilemiyordu. Fuel oil devri Rafineriler, dağ gibi biriken fuel oil stoklarını, beyaz mala çevirecek hydrocracking projelerini zamanında yapamamıştı ve siyah mal ellerinde kalmıştı. Fuel oil stoklarını eritmede Genelkurmay, müdahil olarak değil, kurtarıcı olarak devreye girmişti. Yani esas neden o zaman devlete ait olan rafinerilerin, ülkemizin ihtiyaçlarına göre ve zamanında yenilenmemesidir. Bu durum Türkiye'yi, 20 yıldan daha uzun bir süre fuel-oil bağımlısı yapmış. Fuel-oil kükürdünden, büyük şehir lerimiz yaşanmaz hale gelmişti. Doğal Gaz Devri 1980'/erde 13 Bcm olarak değerlendirilen Trakya'da bulunan doğa/gaz rezervlerinin, 600 MW'lık Hamitabat santralına 25 yıl yeteceği iyimserliğiyle, üretim kapasitesi üzerinde durulmamıştır. Zaten o sıralar, gazın şehirlerimizde kullanılması düşünülmüyordu. Yani; gaz üretim kapasitesinin sadece 200 MWh'lik üretim için yetebileceği gerçeği, gaz türbini ünitelerinin birer birer işletmeye alınması sırasında anlaşılmıştı. Bu noktada Gazprom'la yapılan 6 Bcm'lık gaz satın alma anlaşmaları imdada yetişmiştir. Bu anlaşma TürkiENERJİ ve ÇEVRE DÜNYASI Sayı 125 -NiSAN 2016 3
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=