Enerji ve Çevre Dünyası 14. Sayı (Kasım-Aralık 2002) / Ecogeneration World - Cogeneration, Waste Recovery, Renewables & On-site Generation - Kojenerasyon Atıktan Enerji, Yenilebilir Enerji, Yerinde Üretim

zararı nedir hesaplamalarının yapılması gerekiyor. Zararın da bir şekilde tazmini ya da yatırımcıya bir bedel ödenmesi söz konusu olacaktır. özel sektör yatırımcıları olarak sıfır riskle yatırım yapmanın mümkün olmadığını biliyoruz. Ama riskler daha önceden oluşabileceğini tahmin edebileceğimiz riskler olmalıdır. Yıl sonuna kadar su kullanım anlaşması konusunda nihai bir karara varılması gerekiyor ki bir an önce hidroelektrik yatırımlara müracaat edilebilsin. Şu ana kadar olan yasal düzenlemeler yatırım açısından yeterli mi? Daha çok belirsizlikler var. Bu piyasa işledikçe de belirsizlikler görülecek ve düzenlemeler yapılacaktır. Tabii sektöre tamamen yeni bir sistem enjekte ediyorsunuz. Bunun üzerinde yapılması gereken değişiklikler var. Gerek iletim, gerek tarife yönetmeliğinde, lisans yönetmeliğinde yapılması gereken bazı değişiklikler var. Piyasa tamamen özele geçmedi. Özele geçtiği zaman daha önce beyan ettiğimiz sıkıntıları yaşayacağız. EÜAŞ'ın elindeki üretimi TETAŞ'ın tamamen hiçbir piyasa şartlarına bağlı kalmadan satın alma yükümlülüğünün olması en büyük handikaplardan biri. Dolayısıyla özel sektör üretimi piyasada rekabetçi olamaz. Bunun olabilmesi için arz-talep dengesinin olması gerekiyor. Bu dengedeki arz, talebin üzerinde olmalı ki rekabet oluşabilsin. Hala yüzde 90 civarındaki miktar tekel konumunda. 2003 yılıyla ilgili beklentileriniz neler? Su kullanım anlaşmasının bir an önce açığa çıkması gerekiyor ki, buna göre yatırımlara müracaat edelim. Elimizde hazır yatırıma müracaat ettiğimiz hidrolik santraller var. Bunları gerçekleştirebilmek için bazı formalitelerin tamamlanmasını bekliyoruz. Tahmin ediyorum yıl sonuna kadar biterse hidroelektrik santral müracaatları olur. Dünya Bankası'nın yenilenebilir enerji kaynaklarıyla enerji üretimini desteklemek amacıyla tahsis ettiği bir fon var. Bu fondan yararlanmak için girişimde bulundunuz mu? Bu konuda Dünya Bankası yetkilileriyle toplantılar yapıyoruz. Bu toplantılar sırasında 200 milyon doları ne şekilde kullandıracakları konusunda bizi aydınlattılar. Bizim beklentilerimizi, bu kredinin nasıl kullandırılmasını istediğimizi sordular. Biz de Türkiye Sınai Kalkınma Bankası ya da Kalkınma Bankası aracılığıyla kullandırılabileceğini söylemiştik. En son toplantıda Türkiye Sınai Kalkınma Bankası ve Kalkınma Bankası'na bu fonu aktardıklarını, bir proje için verilebilecek olan maksimum miktarın 8 milyon dolar olabileceğini, projeyi küçük parçalara bölüp, bunları ayrı ayrı ihale ederek, belli oranların üzerine çıkmadan kredi tahsis edilebileceğini belirttiler. Buradaki teminat riskleri, yine krediyi kullandıracak merciye ait olacak. Biz de bankalarla yaptığımız görüşmelerde, tamamen bir kreditör şeklinde hareket etmek yerine hem inşaat, hem işletme sırasında proje içine kendilerini enjekte etmeleri; gerektiğini ifade ettik. Krediler uzun vadeli ve düşük faizli. Bir nevi doğal gaz santralGÜNCEL/AGENDA !erindeki ECA kredileriyle aynı oranda olması gerekiyor. Bu fonun 30 MW'ın altındaki HES ve rüzgar santralleri projelerine verilmesi düşünülüyordu. Biz nehir tipi olarak değiştirilmesi önerisinde bulunduk. Hidroelektrikte 30 MW sınırı koymak yanlış olur. Nehir tipi denildiğinde, 50, 60, 80 MW da olabilir. Burada amaç yenilenebilir enerji kaynaklarını teşvik olduğu için nehir tipi olarak değiştirilmesi gerektiği konusunda ifademiz oldu. Ama henüz sonuçlanmadı. Özkan Ağış Türkiye Kojenerasyon Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kojenerasyon sektörü 2002'de nasıl bir yıl geçirdi? Kojenerasyon uygulamaları 2001 yılının başına, yani 4628 sayılı yasanın çıktığı tarihlere kadar Avrupa'da en süratle gelişen bir sektördü. 2001 yılının başından itibaren bir duraklama sürecine girdi. Nedenlerinin analizini yaptığımızda üç nokta belirliyoruz. Birincisi; yeni yasanın ve bu yasaya dayalı olarak çıkarılacak yönetmeliklerin kojenerasyon sistemlerini ne şekilde teşvik edeceği ya da bu sistemin gelişmesine ne ölçüde destek olacağı konusunun belirsizliğiydi. İkincisi; 2001, Türkiye'nin Cumhuriyet tarihi boyunca gördüğü en büyük ekonomik krizin yaşandığı yıl oldu. Her ekonomik bunalımda olduğu gibi, bir dizi yatırımcı, yatırımlarını durdurdu. Kojenerasyon tesislerinin randımanının, verimliliğinin getirdiği cazibeye rağmen Bu ekonomik krizin, maalesef yatırımları frenlediğini görüyoruz. Türkiye'deki ekonomik durgunluk, beraberinde yabancı sermayenin Türkiye'ye gelişinin durmasını da getirdi. Bu nedenlerin birincisi; Türkiye'deki bankalar kriz içine girdiğinden kontr garanti veremez duruma geldiler, ikincisi de kredi veren kuruluşlar da Türkiye'nin kredibilitesinin zayıflığını dikkate alarak kredileri durdurdular. Bu ikinci faktör. Üçüncü faktör de Türkiye'de yap-işlet santrallerinin süratle yapılması ve 2002 yılı içinde işletmeye gireceğinin açıklık kazanmasıydı. Bu santrallerin Türkiye'de bir üretim kapasitesi artışı yaratacağı ve de kojenerasyon tesisi üretimlerinin eskiden olduğu kadar şebekeye rahat satılamayacağının görülmesiydi. Yani enerji talebinin fazla olmayacağı gerçeği ortadaydı. Bu nedenle yeni kojenerasyon yatırımcıları, piyasayı iyice gördükten ve emin olduktan sonra yatırım yapmayı tercih ettiler. Bunun sonucu olarak 2001 yılında yaklaşık 450 MW'lık bir yatırım yapıldı. Ama 2002 yılı başından itibaren beliren ekonomik canlılığın bir miktar da olsa yeni projelerin yapılmasına destek olmuş olmasına rağmen, yine de beklediğimiz canlılığın ortaya çıkmadığını, 2001 yılındaki tereddütlerin 2002 yılında da aynen devam ettiğini görüyoruz. 2002 yılındaki 20 tesis yatırımının kapasitesi yaklaşık 300 MW civarında. Bunların bir kısmı 2001 yılında başlamış, 2002 yılında sonuçlanmış yatırımlardı. 2001 ve 2002 yıllarını kojenerasyon tesislerinin durakladığı yıllar olarak değerlendirebiliriz. Ancak 2002 yılı Mayıs ayından ECOGENERATION WORLD 41

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=