KARYER GROUP
200x200 piksel Reklam Alanı

Türkiye'de Yeşil Hidrojen Talebi 2050'de 6 Milyon Tona Çıkabilir

Türkiye'de Yeşil Hidrojen Talebi 2050'de 6 Milyon Tona Çıkabilir

27 Mart 2025 | HABERLER128 kez okundu

Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, strateji, kurumsal finansman ve vergi hizmetleri ÅŸirketi EY, Türkiye YeÅŸil Hidrojen çalışmasını yayımladı. Çalışma; Avrupa BirliÄŸi’ne ihracat yapan ülkeler arasında yer alan Türkiye’nin, AB’nin karbon ayak izini azaltmaya yönelik hayata geçirdiÄŸi Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na (SKDM) olan uyumunu ve kapsama girecek sektörleri nasıl etkileyeceÄŸini inceliyor. Karbon yoÄŸun ürünlerin ithalatında ek maliyetler uygulayarak yeÅŸil dönüÅŸümü teÅŸvik etmeyi hedefleyen SKDM, 2027 yılında uygulanmaya baÅŸlayacak. SKDM'nin ilk etapta çimento, demir-çelik, alüminyum ve gübre sektörlerini kapsaması planlanıyor. Ä°lerleyen dönemde ise kimya, seramik, cam ve mobilite gibi sektörlerin de kapsam dahilinde olması bekleniyor.

EY Türkiye ekipleri; YeÅŸil Hidrojen Analizi kapsamında Türkiye’deki demir-çelik, çimento, seramik, alüminyum, cam, enerji, mobilite, kimya ve gübre sektöründeki 20 öncü sektör oyuncusunun üst düzey yöneticileri ile yeÅŸil hidrojen kullanımı, SKDM etkileri, AB'ye ihracat hacimleri ve karbonsuzlaÅŸtırma faaliyetleri gibi kritik konuları görüÅŸtü.

Kimya sektörü en yüksek ihracat rakamına sahip
Uluslararası Ticaret Merkezi verilerine göre; Türkiye'nin 2019-2023 yılları arasında, SKDM etkisi altındaki önemli sektörlerde ihracat büyümesinin %7,4 olduÄŸu görülüyor. Sektörler bazında incelendiÄŸinde ise; demir ve çelik ihracatının 2019'da %41,45 olan payının 2023'te %35,3'e düÅŸtüÄŸü ve bu durumun jeopolitik zorluklar ile artan enerji maliyetlerinden kaynaklandığı görülüyor. Alüminyum ihracatı 2019'daki %7,73’lük oran 2023'te %9,93'e çıkarken, çimento ihracatının 2019'da %10,43 olan payı 2023'te %9,61'e hafif bir düÅŸüÅŸ gösteriyor. Kimya ihracatının ise 2023'te 20,63 milyar dolarlık deÄŸerle en büyük ihracat sektörü haline gelmesi ve 18,91 milyar dolara sahip demir-çelik sektörünü 1,72 milyar dolar fark ile geride bırakması dikkat çekiyor.

SKDM’nin getirdiÄŸi mali baskılar, karbon emisyonunu azaltmak için yeÅŸil hidrojeni sürdürülebilir bir çözüm haline getiriyor. EY analizine göre; Türkiye'nin 2020 yılında yaklaşık 0,8 milyon ton hidrojen kullandığı ve %99’unun gri olduÄŸu tahmin ediliyor. Çalışmada, 2050 yılında Türkiye’de yeÅŸil hidrojen talebinin 5,5-6 milyon tona çıkabileceÄŸi deÄŸerlendiriliyor.

2040 yılından itibaren yeÅŸil, mavi ve gri hidrojen talebinin piyasada birbirine çok yakın olacağını ve bu tarihten itibaren bu durumun yeÅŸil hidrojen lehine deÄŸiÅŸmesi bekleniyor.

Öte yandan Türkiye Ulusal Enerji Planı’na göre, Türkiye’de 2030 yılında 2 GW, 2035’te 5 GW, 2053’te 70 GW elektrolizör kapasitesine ulaşılması planlanıyor. Tüm bu politikalar doÄŸrultusunda, hedeflenen yıllık üretim kapasitelerinin 2030 yılında 175-180 bin ton, 2035 yılında 400-450 bin ton, 2053 yılında ise 6-6.5 milyon ton hidrojen olması tahmin ediliyor.

Sektör paydaÅŸları ile yapılan görüÅŸmeler doÄŸrultusunda; sektörlerin yeÅŸil hidrojen kullanma eÄŸiliminde çimento, demir-çelik, seramik ve kimya olarak 4 sektör öne çıkıyor:

• Çimento: Çimento sektöründe, karbon emisyonlarını azaltmak için ciddi adımlar atılıyor. Sektör; alternatif yakıtlar, yenilenebilir enerji kaynakları ve yeÅŸil hidrojen kullanımı gibi teknolojilere yatırım yaparken, Türkiye'de karbon yakalama teknolojileri için gerekli altyapı ve desteÄŸin yetersizliÄŸi önemli bir zorluk olarak görülüyor. Özellikle AB’nin SKDM düzenlemeleri, bu sektördeki ÅŸirketlere dönüÅŸümün kapısını açıyor.

• Demir - Çelik: Demir ve çelik sektörü, yüksek emisyon yoÄŸunluÄŸu ve kullandıkları teknolojileri nedeniyle büyük bir karbon ayak izine sahip. Sektörde bazı ÅŸirketler karbon azaltım yol haritası hazırlarken, bazılarının ise bu alanda henüz herhangi bir çalışma yapmadığı görülüyor. Sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelik araÅŸtırmalar ise devam ediyor.

• Seramik: Seramik sektöründe yeÅŸil hidrojen ve SKDM konusunda genel bir farkındalık olduÄŸu ve ÅŸirketlerin maliyet artışları ve sürdürülebilirlik hedefleri doÄŸrultusunda çeÅŸitli stratejiler geliÅŸtirdikleri görülüyor. Elektrik ve doÄŸalgaz maliyetleri, firmaları yenilenebilir enerji projelerine yönlendiriyor. Bununla birlikte yeÅŸil hidrojenin büyük ölçekli bir uygulaması henüz bulunmuyor ancak küçük çaplı pilot projeler ve araÅŸtırmalar yürütülüyor.

• Kimya: Kimya sektöründe ise yeÅŸil hidrojen üzerine yapılan çalışmaların genellikle kademeli olarak ilerlediÄŸi görülüyor. Åžirketler, yeÅŸil hidrojeni özellikle biyoyakıtlarla birlikte stratejik bir yatırım alanı olarak deÄŸerlendiriyor. Ancak mevcut projelerin maliyetleri ve teknolojik güvenliÄŸi, yeÅŸil hidrojene geçiÅŸi sınırlayan faktörler arasında yer alıyor. Åžirketler, yeÅŸil hidrojenin deÄŸer zincirindeki konumunu deÄŸerlendirirken ulaşım ve güvenlik konularına da önem verdiklerini belirtiyor.

EY Parthenon Åžirket Ortağı Cem Çamlı, raporla ilgili ÅŸu deÄŸerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye YeÅŸil Hidrojen Analizimiz doÄŸrultusunda, Türkiye’deki birçok sektörün SKDM düzenlemelerinden etkileneceÄŸini görüyoruz. Türkiye'nin çimento sektörünün karbon azaltımına odaklandığını ancak AB'nin SKDM düzenlemelerinden kaynaklanan altyapı eksiklikleri ve baskılarıyla karşı karşıya olduÄŸunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda, SKDM kapsamında olan demir ve çelik sektörü de yüksek emisyonlara sahip. Bazı firmalar karbonsuzlaÅŸma planları yaparken bazılarının da henüz harekete geçmediÄŸi dikkat çekiyor. Seramik sektörü ise artan maliyetler nedeniyle sürdürülebilirliÄŸe odaklanarak yenilenebilir enerjiye geçiÅŸ yapıyor, ancak yeÅŸil hidrojen kapsamında henüz pilot aÅŸamasında.

Tüm bu sonuçlar göz önünde bulundurulduÄŸunda; yenilenebilir enerji maliyetlerindeki düÅŸüÅŸ, elektrolizör maliyetlerinin azalması ve verimliliÄŸindeki geliÅŸmeler, yeÅŸil hidrojen üretiminde önemli ilerlemeler saÄŸlayacaktır. Bu teknolojik geliÅŸmeler sayesinde, günümüzde yüksek olan yeÅŸil hidrojen fiyatlarının gelecekte, özellikle yenilikçi teknolojilerin ve üretim süreçlerinin olgunlaÅŸmasıyla birlikte, kilogram başına 2 ABD doları seviyelerine kadar gerilemesi bekleniyor. Bu potansiyel fiyat düÅŸüÅŸü, yeÅŸil hidrojenin daha geniÅŸ ölçekte benimsenmesine ve enerji sektöründe daha rekabetçi bir yenilenebilir enerji kaynağı haline gelmesine olanak saÄŸlayabilir. Türkiye’de yakın gelecekte, yeÅŸil hidrojen ile ilgili mevzuat, düzenleme ve teÅŸviklerin de ÅŸekillenmesini bekliyoruz.”


 

R E K L A M

İlginizi çekebilir...

Jinko Solar, HSA Enerji İş Birliğiyle Türkiye'de Yerli Üretime Başladı

Dünyanın en büyük ve yenilikçi güneş paneli üreticilerinden biri olan Jinko Solar, Türkiye'de güneş enerjisi sektörüne önemli bir katkı sağlayacak...
25 Mart 2025

Tarımsal Sulama Sorunu, Kaçak Elektrik Kullanım Oranını Artırıyor

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan 6 ilde elektrik dağıtım hizmeti veren Dicle Elektrik, kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji sunma hedefiy...
21 Mart 2025

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Heyeti Windeurope Kopenhag 2025'e Hazırlanıyor

WindEurope 2025 konferansları kapsamında, hükümetlerden, endüstriden, sivil toplum kuruluşlarından, akademiden, savunma sektöründen, finans kurumların...
20 Mart 2025

 
Anladım
Web sitemizde kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerez (cookie) kullanılır. Daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız...

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Enerji & DoÄŸalgaz Dergisi
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeÅŸilBina Dergisi
  • Ä°klimlendirme Sektörü KataloÄŸu
  • Yangın ve Güvenlik Sektörü KataloÄŸu
  • Yalıtım Sektörü KataloÄŸu
  • Su ve Çevre Sektörü KataloÄŸu

©2025 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Åž. | Sektörel Yayıncılar DerneÄŸi üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.